“Kayıp Hazine”
Bir zamanlar, ünlü bir kaşif olan Ali, kayıp bir hazineyi bulmak için yola çıktı. Efsaneye göre, bu hazine dört farklı renkteki taşın bir araya geldiğinde ortaya çıkıyordu: kırmızı, mavi, yeşil ve sarı. Ali, bir harita buldu ve haritanın üzerinde hazineye ulaşmak için geçmesi gereken dört kapı bulunduğu yazıyordu. Her kapının önünde ise bir bilmece vardı.
Birinci kapının bilmece sorusu şöyleydi: “Beni kırarsan, hatta hiç kırmazsan bile, ben her zaman düşerim. Ben neyim?” Ali bu sorunun cevabını buldu ve kapıyı açtı.
İkinci kapı, “Ben dönerken yüzüm hep aynı kalır; ama sen beni döndürürsen her zaman kaybolurum. Neyim ben?” bilmeceyi sordu. Ali bu soruyu da çözdü ve ikinci kapıyı da açtı.
Üçüncü kapıda kendisini şöyle bir bilmece bekliyordu: “Yağmurdan sonra gelir, ağaçlardan düşer, üzerimde göz var ama hiç göremem. Neyim?” Ali, bu bilmecenin de üstesinden gelerek üçüncü kapıyı açtı.
Son kapı ise en zoruydu. Kapının önünde, “Beni içmeden yaşayamazsın, ama içince yaşamak zor olur. Neyim ben?” yazıyordu.
Ali, bu son bilmeceyi çözmeden hazineyi asla bulamayacağını fark etti. Peki, Ali son kapının bilmece cevabını bulabilecek mi?
İpucu: Cevap, hayatın önemli bir parçasıdır ve her gün herkesle bir aradadır.